Ercan HARMANCI

OKUMA ALIŞKANLIĞI SENDROMU

Blog (Paylaşım Kulübü)

OKUMA ALIŞKANLIĞI SENDROMU


               Okumak eylemi, tüm eylemlerden önceliklidir. Okuma eyleminin önceliği kutsal bir emir olmasındandır. Her şeyi yoktan yaratan Allah, insandan ilk olarak insanın “Yaratan Rabbin adı ile ” okumasını istemiştir. Okumak salt kültürel bir eylem değildir. Okumak birileri istediği için yapılacak bir eylem de değildir.
              İnsanoğlu okuyabilen tek varlıktır. Tüm insanlar için ortak bir eylemdir okumak. Dünyanın neresinde olursa olsun okumayan bir topluluk olmamıştır. Toplulukların kimi kayalarda ki kabartmaları okumuştur, kimi deri parçası üzerinde yazılanları, kimi kâğıt üzerindekileri okumuş ve bu gün de elektronik ortamlarda yazılanları okumaktayız.
              Okumak, Rabbimizin bizden istediği ilk eylem olarak tanımlanabilir. Okumak, Kitap aracılığıyla, insanın yaratıcısı ile bağ kurmasıdır. Okumak, yaşanılan iyi ya da kötü şeylere anlam verebilme çabasıdır. Okumak, mazereti olmayacak eylemlerden ilkidir. Okumak için Allah Resulünün bile mazereti olamazdı onun içindir ki arka arkaya “ümmi” olan birine “Oku” emri verilmiştir. Okunanlar Rabbimizin adı ile başlamıyorsa bu bir okuma hele de Rabbimizin bizden istediği bir okuma değildir. Bu durumda belki de eşeklere kitap yükleme işidir. Demek ki kitabı taşıyamayanlar, Kitabın taşınması kendilerine ağır gelenler, için bir korkum var. Ya yüklerini taşıtacak eşek bulamazlarsa…               
             Okumak ve alışkanlık kavramlarının birlikte kullanıldığı birçok cümle duymuşuzdur. Okumak alışkanlıkla tanımlanmayacak kadar yüce bir eylemdir. Alışkanlık kavramı genellikle olumsuz istenmeyen durumlar için kullanılan bir kavramdır. Alışkanlık, duygusal ya da zihinsel olarak bize tahakküm eden durumlardır. Nasıl ki alışkanlıkları ortadan kaldırmak zorsa alışkanlıkları oluşturmakta zordur. Okuma alışkanlığı, isteyerek elde edilebilecek bir durum değildir.
            Alışkanlıklar kendiliğinden “spontane“ yaptığımız ya da yapmadığımız; ama “neden” sorusuna cevap veremediğimiz davranış kalıplarıdır. Hiçbir insan alışkanlık yaptığı için karnını doyuruyor değil. Kişilere “ neden yemek yiyorsun ?“ sorusunun cevabı alışkanlıktan değildir. Yemek yemek ihtiyaçtır. Yaşamamız için bir olmazsa olmazdır. Yine “ niçin namaz kılıyorsun?“ sorusunun cevabı da “alışkanlıktan” olamaz. Okumalıyız, okumalısınız ve okumalılar. Bir alışkanlık olarak değil. Bir ihtiyaç, kutsal bir emir olduğu için okumalıyız. Okumalıyız, birlikte okumalıyız ya da önceden okuyanlar okumaya devam etmelidir. Okumalısınız, hiç okumadıysanız ya da okumayı bilmiyorsanız da okumalısınız. Okumalılar, hiç tanımadığınız biri ise de okumasını isteyebilirsiniz.
            Nereden başlamalıyım? Sorusunun cevabı Kitab’tandır. Hayatınızda okumanız gereken önemli birçok okunması gereken olabilir. Unutmayın ki öncelikli olandan başlamak gerekir. İnsanların pişmanlığının temeli; önemli olanlar ile öncelikli olanların ayrımını iyi yapamamaktan kaynaklanır.
          Okumak, havaya ardı ardına sıkılan bir mermi değil; hedefe atılan bir ok olmalıdır. Okuduklarım bana yol gösterip beni mutlu yapıyorsa benim için gerekli ve önceliklidir. Okumak, sizde bir alışkanlık halini almışsa bu ayrımı yapamazsınız. Her önünüze geleni okuyor, her yerde okumaya çalışıyor ve okuyabilmek için insanların kalbini kırmaya başladıysanız sizde bir, Okuma Alışkanlığı Sendromu görülmeye başladı demektir. Okumak kutsal bir emir olsa da kutsallaştırılmamalıdır. Birçok toplumun helaki, kutsal emirleri kutsallaştırmaları ile başlamıştır.
          Nedir Okuma Alışkanlığı Sendromu? Okuma Alışkanlığı Sendromu, hemen her yaşta görülen kronik olmaktan çok müzmin bir rahatsızlıktır. En belirgin semptomu nedensiz okumak ve kitabın “son ya da the end” yazan kısmına kadar sayfaları çevirmektir. Hastaların birçoğu okurken kimsenin ses çıkarmamasını mümkünse herkesin o mekânı terk etmesini isterler. Hastalığın ilerleyen aşamasında kişiler idealistliğin sınırlarında dolaşırlar. Bu hastalar “ Genel Kültürlerini” artırmak adına bir çok agresif davranışlar sergilerler.
           Bazı hastalarda da bu durum OBK şeklinde tezahür eder bu hastalar okunabilecek tüm objeleri okumak için her şeye katlanırlar. Bu hastalık kişi de hem maddi hem de manevi yıkımları beraberinde getirir. Özellikle Kütüphane Fobisi olan hastalar devletten aldıkları maaşlarının yarıdan fazlasını kendilerine “ jilet gibi kitap” temin etmeleri için kitapçılara bağışlarlar.
          Okuma Alışkanlığı Sendromu için kullanılabilecek etken maddesine sahip bir ilaç henüz piyasaya sürülmedi. Bu alanda çalışmalar özellikle kendini ispat etmiş üniversitelerimizde ki Eczacılık Fakülteleri’nin AR-GE bölümlerinde devam etmetedir. Hekimlerimiz özellikle ilaç isteyen hastalara hem ulusal hem de milli mümtaz ilaç firmalarının ilaç tanıtım broşürlerini bu hastaların tedavilerinde kullanmaktadırlar.
           Alanında uzman doktorların bu hasta yakınlarına tavsiyeleri bu hastalarla fazla tartışma ortamlarına girmemeleri ve bu hastalara uzun süre dikkatli dikkatli bakmaları hem onların sağlığı açısından hem de kendi sağlıkları açısından daha iyi olacağını vurguladılar.
            Tüm bu yazıyı okuduktan sonra derin bir oh çekip iyi ki,“ Okuma Alışkanlığı Sendromum” yok dedim. Olana da yakınlarına da, Rabbim kendi adıyla okumayı nasip etsin
        
Eğitimci - Sosyolog          
Ercan Harmancı
ercanharmanci@hotmail.com

 

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

OKUMA ALIŞKANLIĞI SENDROMU


               Okumak eylemi, tüm eylemlerden önceliklidir. Okuma eyleminin önceliği kutsal bir emir olmasındandır. Her şeyi yoktan yaratan Allah, insandan ilk olarak insanın “Yaratan Rabbin adı ile ” okumasını istemiştir. Okumak salt kültürel bir eylem değildir. Okumak birileri istediği için yapılacak bir eylem de değildir.
              İnsanoğlu okuyabilen tek varlıktır. Tüm insanlar için ortak bir eylemdir okumak. Dünyanın neresinde olursa olsun okumayan bir topluluk olmamıştır. Toplulukların kimi kayalarda ki kabartmaları okumuştur, kimi deri parçası üzerinde yazılanları, kimi kâğıt üzerindekileri okumuş ve bu gün de elektronik ortamlarda yazılanları okumaktayız.
              Okumak, Rabbimizin bizden istediği ilk eylem olarak tanımlanabilir. Okumak, Kitap aracılığıyla, insanın yaratıcısı ile bağ kurmasıdır. Okumak, yaşanılan iyi ya da kötü şeylere anlam verebilme çabasıdır. Okumak, mazereti olmayacak eylemlerden ilkidir. Okumak için Allah Resulünün bile mazereti olamazdı onun içindir ki arka arkaya “ümmi” olan birine “Oku” emri verilmiştir. Okunanlar Rabbimizin adı ile başlamıyorsa bu bir okuma hele de Rabbimizin bizden istediği bir okuma değildir. Bu durumda belki de eşeklere kitap yükleme işidir. Demek ki kitabı taşıyamayanlar, Kitabın taşınması kendilerine ağır gelenler, için bir korkum var. Ya yüklerini taşıtacak eşek bulamazlarsa…               
             Okumak ve alışkanlık kavramlarının birlikte kullanıldığı birçok cümle duymuşuzdur. Okumak alışkanlıkla tanımlanmayacak kadar yüce bir eylemdir. Alışkanlık kavramı genellikle olumsuz istenmeyen durumlar için kullanılan bir kavramdır. Alışkanlık, duygusal ya da zihinsel olarak bize tahakküm eden durumlardır. Nasıl ki alışkanlıkları ortadan kaldırmak zorsa alışkanlıkları oluşturmakta zordur. Okuma alışkanlığı, isteyerek elde edilebilecek bir durum değildir.
            Alışkanlıklar kendiliğinden “spontane“ yaptığımız ya da yapmadığımız; ama “neden” sorusuna cevap veremediğimiz davranış kalıplarıdır. Hiçbir insan alışkanlık yaptığı için karnını doyuruyor değil. Kişilere “ neden yemek yiyorsun ?“ sorusunun cevabı alışkanlıktan değildir. Yemek yemek ihtiyaçtır. Yaşamamız için bir olmazsa olmazdır. Yine “ niçin namaz kılıyorsun?“ sorusunun cevabı da “alışkanlıktan” olamaz. Okumalıyız, okumalısınız ve okumalılar. Bir alışkanlık olarak değil. Bir ihtiyaç, kutsal bir emir olduğu için okumalıyız. Okumalıyız, birlikte okumalıyız ya da önceden okuyanlar okumaya devam etmelidir. Okumalısınız, hiç okumadıysanız ya da okumayı bilmiyorsanız da okumalısınız. Okumalılar, hiç tanımadığınız biri ise de okumasını isteyebilirsiniz.
            Nereden başlamalıyım? Sorusunun cevabı Kitab’tandır. Hayatınızda okumanız gereken önemli birçok okunması gereken olabilir. Unutmayın ki öncelikli olandan başlamak gerekir. İnsanların pişmanlığının temeli; önemli olanlar ile öncelikli olanların ayrımını iyi yapamamaktan kaynaklanır.
          Okumak, havaya ardı ardına sıkılan bir mermi değil; hedefe atılan bir ok olmalıdır. Okuduklarım bana yol gösterip beni mutlu yapıyorsa benim için gerekli ve önceliklidir. Okumak, sizde bir alışkanlık halini almışsa bu ayrımı yapamazsınız. Her önünüze geleni okuyor, her yerde okumaya çalışıyor ve okuyabilmek için insanların kalbini kırmaya başladıysanız sizde bir, Okuma Alışkanlığı Sendromu görülmeye başladı demektir. Okumak kutsal bir emir olsa da kutsallaştırılmamalıdır. Birçok toplumun helaki, kutsal emirleri kutsallaştırmaları ile başlamıştır.
          Nedir Okuma Alışkanlığı Sendromu? Okuma Alışkanlığı Sendromu, hemen her yaşta görülen kronik olmaktan çok müzmin bir rahatsızlıktır. En belirgin semptomu nedensiz okumak ve kitabın “son ya da the end” yazan kısmına kadar sayfaları çevirmektir. Hastaların birçoğu okurken kimsenin ses çıkarmamasını mümkünse herkesin o mekânı terk etmesini isterler. Hastalığın ilerleyen aşamasında kişiler idealistliğin sınırlarında dolaşırlar. Bu hastalar “ Genel Kültürlerini” artırmak adına bir çok agresif davranışlar sergilerler.
           Bazı hastalarda da bu durum OBK şeklinde tezahür eder bu hastalar okunabilecek tüm objeleri okumak için her şeye katlanırlar. Bu hastalık kişi de hem maddi hem de manevi yıkımları beraberinde getirir. Özellikle Kütüphane Fobisi olan hastalar devletten aldıkları maaşlarının yarıdan fazlasını kendilerine “ jilet gibi kitap” temin etmeleri için kitapçılara bağışlarlar.
          Okuma Alışkanlığı Sendromu için kullanılabilecek etken maddesine sahip bir ilaç henüz piyasaya sürülmedi. Bu alanda çalışmalar özellikle kendini ispat etmiş üniversitelerimizde ki Eczacılık Fakülteleri’nin AR-GE bölümlerinde devam etmetedir. Hekimlerimiz özellikle ilaç isteyen hastalara hem ulusal hem de milli mümtaz ilaç firmalarının ilaç tanıtım broşürlerini bu hastaların tedavilerinde kullanmaktadırlar.
           Alanında uzman doktorların bu hasta yakınlarına tavsiyeleri bu hastalarla fazla tartışma ortamlarına girmemeleri ve bu hastalara uzun süre dikkatli dikkatli bakmaları hem onların sağlığı açısından hem de kendi sağlıkları açısından daha iyi olacağını vurguladılar.
            Tüm bu yazıyı okuduktan sonra derin bir oh çekip iyi ki,“ Okuma Alışkanlığı Sendromum” yok dedim. Olana da yakınlarına da, Rabbim kendi adıyla okumayı nasip etsin
        
Eğitimci - Sosyolog          
Ercan Harmancı
ercanharmanci@hotmail.com

 

DEVAMI

Muhreç Öğretmen - 2

                    Kovulduğunuz Yer Cennetiniz Olsun!
Ben selamı kelama bağlarken inşallah Rabbimde bizim imanlarımıza razı olacağı amelleri bağlar. İman seviyesi istenilen düzeyde değilse amellerin tavan yapması Allahu âlem ne bizi kurtarır ne de ümmeti…
İman ile doğru orantılı olan birçok amel vardır ama öncelikli olanı “Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker” olduğunu düşünüyorum. Secdesi olmayanın zaten cenneti olmaz bunu malumun ilamı olduğu için tekrar etmeyeceğim. Birilerine y ada bir topluma ilk emredilecek olanda tartışmasız secde etmektir.
Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker ile her Müslüman sorumludur. Fakat eğitimcilerin bundan uzak durması onların imanlarının eksenlerinin kaymasını kolaylaştırır.
Müslümanlar olarak Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker’ e karşı tutumumuz ve duruşumuz nedir? Sorgulamak gerek… Bir Müslüman sahih kaynaklardan alınan bir ilim ile Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker yaptığında kim rahatsız olursa olsun kesinlikle imanını kontrol etmelidir. Emredileni yapmak ya da nehyedileni yapmamak her zaman mümkün olmayabilir! Fakat bundan rahatsız olan kesinlikle ne masumdur ne de makbuldür.
İçinizden siz hayra çağıran bir topluluğa tepkiniz ne oluyor?
-Sana mı kaldı?  -Herkesin aklı fikri var!
-Zamanı mıydı?  -Bu toplum düzelmez!
-Biz kâfir miyiz?  -Kimse sahip çıkmaz perişan olursun! 
                 -Sen işini yap karışma!
Ve dahası serzenişler hatta bazen tehditler ile karşılaşırsınız… Ama Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker yapmanın sünnetullahında vardır. Bu içinde yaşadığımız zamanın ya da içinde yaşadığımız toplumun tepkisi değildir. Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker yaptığınıza inanırlarsa ve cidden rahatsız olurlarsa önce izzetinize dil uzatırlar sonra canınıza kast ederler… Bu durumda ne diyeceksin… Vekilim Allah… Aslında bir vekilin varsa kendini savunmak için sana vekil olandan daha fazla konuşmayacak ve vekiline güvendiğin kadar rahat olacaksın…
Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker yapanlar her ne sıkıntı yaşarsa yaşasınlar onların vekili Allah’tır… Vekili Allah olanın gönlüne sekine inmiş ve zihni de mutmain olmuştur!
Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker yapmamak hatta kaçmak için bahaneler arayanlar hiç şüpheniz olmasın kazanacağınız tek şey ateştir… Orucun da zekâtında özür halleri vardır ama Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker yapmanın özür hali yoktur… Ben Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker yapmasam oruç tutsam ya da fakir doyursam desen de bir ömür oruç ta tutsan tüm fakirleri doyursan da o vebal senden düşmez…
Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker yapana ceza vermek istisnasız Allah ve Rasulüne savaş açmaktır! Size emredilen ya da nehyedilen Rahmani ve Nebevi ise size düşen yapmayacak olsanız bile “Allah razı olsun kardeşim” demekten başkası değildir.
Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker yapmaktan işinizi kaybetmek, paranızı kaybetmek, itibarınızı kaybetmek ya da zamanınızı kaybetmemek için karşı çıktıysanız inanın ki kaybetmemek için hesap yaptıklarınızdan daha fazlasını kaybedeceğinize adınız gibi inanın…
Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker yapma sebebiyle konulduğunuz yerler ve kaybettikleriniz size cennet olarak geri dönecektir…

Muhreç Öğretmen 
Ercan Harmancı 
ercanharmanci@hotmail.com

 
 

 

DEVAMI

Yazar

baskan
Ercan Harmancı
Önce Okur Sonra Yazar

Etkinlik Takvimi

Foto Galeri

Videolar