Ercan HARMANCI

Yazarın Özgeçmişi

Yazarın Mesajı

Ercan Harmancı Kimdir?

 Dünyadakilerin “Bir sen eksiktin!” demelerine inat 03.10.1973’te “Hey, millet ben geldim!” deyip Konya civarlarında bir yerlerde yaşamaya başladı ve hala da oralarda yaşıyor.

1973–1975 Çok sevdiği kardeşi doğduktan sonra sürekli dama atılan pabucunu aramakla meşgul oldu. Ta ki yalın ayakla dolaşmanın zevkini keşfedinceye kadar. Üç yaşında pantolon giymeye başlayınca herif olduğunu ispatlamak için bazen evde tek başına kaldı; bazen mahalle de dayılık yaptı; bazen de birkaç metre yüksekten atlamalar gerçekleştirdi.

1975 -1978 Okula giden çocukların akşama kadar evden kovulduklarına inanıyordu. Hep“Allah’ım, babam beni okula göndermesin” diye dua ederdi. Annesi bazen komşu kadınlarına “bu çocuğun merakı beni öldürecek” deyip dert yanardı. Kabloların içinde elektrik; saatin içinde onu kullanan şoförü aradı. Merakı dinmek bilmiyordu. Hatta bir gün göğe merdivenle çıkmayı bile düşündü. Babasının “Akıllan artık, yakında okula gideceksin!” dediği gün içine kapandı ta ki lise yıllarına kadar.

1978–1981 Ailesi okula gitmesi için onu sekiz yaşına kadar ikna edemedi. 1981 yılında “Siz zaten beni sevmiyorsunuz ”diyerek ağlaya ağlaya okula gitti. Okulda bildiği sorulara cevap vermediğinden okuldaki öğretmenler “Allah, anasına babasına ecir sabır versin” dercesine baktılar. Okulda dinlediği tek şey okulun çıkış için çalan zil oldu.

1981–1986 Dördüncü sınıfa kadar okula sadece gitti ve geldi. Dördüncü sınıfta can sıkıntısından sınıf kitaplığından bir kitap aldı ve sayfalarını çevirmeye başladı. Farkında olmadan kitabı okuduğunu sonradan anladı. Kendi kendine“Okumak ders dinlemekten daha zevkliymiş” dedi. 2000 yılına kadar tek yaptığı şey okumaktı.

1986–1989 Matematik hariç birçok dersi çalışmadan yapabildiğini gördü. Matematiğe hiç çalışmadı. Matematik problemini o yıllarda duyduğu Kopya yöntemiyle ile çözmeye çalıştı hem de tüm sınıf ve öğretmenin gözü önünde sonra anladı kopya böyle çekilmiyor. Yaptığı eylem onu bir başka ilk defa duyduğu  “Disiplin Cezası” kavramı ile tanıştırdı. Bir ceza almasa da duydu.

1989–1993 Üç yılda bitmesi gereken lise öğrenimi için beş yılını ayırdı. Lise yıllarında da ders çalışmadan sınıf geçme stratejisini uyguladı ve matematik hariç başarılı da oldu. Lise öğrenimi boyunca bir şekilde tüm derslerinden en az geçer puanı alarak başarıyla tamamladı. Ailesinin zoru ve mahallelinin baskısıyla bir dershaneye kayıt ettirildi. Dershaneye genellikle dışarıda yağmur yağdığı zamanlar ara sırada da aidat yatırmak için uğrardı. Babasının “Mühendis olacak oğlum” hayallerini sosyolojiyi tercih ederek suya düşürdü. Lise yıllarında idare ile yaşadığı polemikleri çözmek için cebinden hiç eksik etmediği 1982 Anayasası Kitapçığı ile dolaştı.

1993–1994 Okuldaki hocalar şok yaşamasın diye ilk yıl bilerek kazanmadı. Çünkü Halim Bey hariç diğer hocaların zümre kararı olmasa da ortak bir kararları vardı “Yok, bu adam olmaz” diyorlardı. İlk girdiği sınavda tüm sınav boyunca bir sineği takip etti. Salon görevlinsin “isteyen …” cümlesiyle birlikte bir oh çekip salondan çıktı.

1994–1998 Hayatında kendi adına gelen ilk zarfı açtığında son tercihini kazandığını gördü. Tam bir asosyal kişiliğiyle sosyolog olma unvanını kazanmayı başardı. Üniversitedeki birçok dersi kendi görüşlerinin altına o alanın otoritelerinin ismini yazarak geçti. Lisans diplomasını bitirdikten 5 sene sonra aldı.

1998–2010 Kendi mezun olduğu okula öğretmen olarak gelmesi ile birlikte   “hamili kart yakınımdır” söylentileri dolaşmaya başladı. Sıra dışı bir öğrencilikten gelme olunca alışılmış öğretmen kalıplarına sokulamadı. Dünyada en iyi olmasa da yapabileceği tek mesleği öğretmenlik olarak benimsedi. Bir mülakat sınavında sırasını bekleyen kravatlı takım elbiseli öğretmeler kendisini hizmetli sanmış olmalı ki “ Affedersiziniz WC nerede?”diye soran öğretmene “Bende sınava gireceğim” deyince öğretmen şaşkınlığını gizleyemeden “Ya öyle mi?” demekle yetinmişti. Üstünde kravat olmayan bir gömlek ve ayakta sandaletle mülakat sınavına giren ilk öğretmen olduğunu sınav başkanın tuhaf bakışlarından anlamıştı. Salona girerken “Duydum ki içeriye gireni terletiyormuşsunuz ama ben biyolojik olarak pek terlemeye elverişli değilim. Ne siz uğraşın ne de beni uğraştırın!” cümlesi tek soru sorulmadan sınavdan tam puan aldırmıştı.

Öğrenme ve sınav konusunda bilim çevreleri tarafından onaylanmasa da iddialı düşünceleri var. Rüyasında gördüğü “Bilgi Aktivasyon Yolu ile Öğrenme Modelini” dünyanın ilk Bilgi Aktivasyon Uzmanı olarak kuramsallaştırma yolunda hızla ilerliyor.

Daha önce bir yayın evinin yanlışlıkla yayınladığı “F Şıkkı Var mı” isimli yazılı bir eseri var. Bu eser ülkemizde sadece ismi ile istenebilinecek etek eser olma özelliğini taşımaktadır. Bu kitaba ulaşmak mümkün değil çünkü dağıtıma verilmeden biten ilk kitap olarak tarihe geçti.

2011 yılında  Ctrl+C , Ctrl+X ve Ctrl+V yaparak bir  yarışmaya gönderdiği eseri Timaş Yayınlarının gençlere yönelik yapmış olduğu yarışmada edebiyat alanında ilk defa ödül verilmiş olan “İronik Roman” dalında birinci yarışmada 3. roman oldu. Roman 10. Baskısı ile “Bir Delinin Sınav Günlüğü” adıyla raflarda buluna biliniyor. Hangi alanlarda ne tür çalışmalarınız var? Sorumuza… “Google Amca” sizi bu konuda bilgilendirecek demekle yetiniyor. Bildiği birçok yabancı dil var ama şimdilik becerebildiği kadar sadece ana dili olan Türkçeyi kullanıyor.

Zamanın hızlı akışı arasında evlenmeyi ihmal etmemiş. Bir cenneti ve biri erkek diğerleri dişi üç tane cennet kuşu var. Nasıl becerdiyse kendisini ölünceye kadar mutlu olacağına inandırmış; öldükten sonrası içinde sürekli sevenlerinden ve öğrencilerinden dua isteyip duruyor yıl 2017 ve son nefese kadar dua istemeden vazgeçmeyecek yüzü olmasa da…

 Okumak vebaldir… Okuduklarımızdan sorulacağız… O nedenle her kitabı okumak zorunda değiliz…Bu cümle bu kitap için de  geçerlidir… Tebessüm …

Dua ile...

Yazar
64x64

Baskanın Mesajı

Devamı...
64x64

Yazarın Özgeçmişi

Devamı...

Yazar

baskan
Ercan Harmancı
Önce Okur Sonra Yazar

Etkinlik Takvimi

Foto Galeri

Videolar