GüncelGündem
Trend

Şeriatfobisi Nedir?

Diyanet İşleri Başkanlığı ve Şeriat

Şeriat Fobisi kimlerde görülür? İslam’a karşı fobi İslamofobi istisnaların dışında genellikle İslam’dan Müslüman olanlardan rahatsız olanlarda görülen zihinsel ve duygusal bir rahatsızlık ve korkudur.

İslamofobi kadim bir korkudur. Müslümanlar gelirse; İslam hâkim olursa korkusu sınırları aşan bir korku olmuştur. Bunun için insanlar ve toplumlar canları ve malları heder eden savaşlar yapmaktan çekinmemişlerdir.

Konumuz ya da üzerinde düşünüp sonra düşüncelerimi sizle paylaşacağım konu ya da kavram İslamofobi kavramı değildir. Hatta artık insanlar inançlarına yabancılaştıkları ve zamanla ötekileştikleri için artık böyle bir korku malum çevreleri rahatsız etmiyor.

Hatta çok uluslu olarak İslam ve Müslümanlara karşı kin ve nefretin artık bitirilmesi ve İslam’a saygı duyulması için etkinlikler yapmaktadır ve yapılmaya da devam ediyor…

İslam’ın elbette Lafzı ile kimse kıyamete kadar oynayamayacak… Muhammed (sav) nasıl tebliğ etmişse işte öylece kıyamete kadar daim ve kaim olacaktır.

İslam’ın emir ve yasakları ise tıpkı İsrailoğulları’nın “Cumartesi Yasağı” ifsadı gibi ifsatlar yaşıyoruz ve kıyamete kadar da yaşamaya devam edeceğiz…

Ulusal ya da Uluslararası mecrada akıl sağlıkları yerinde olan insanların dışında İslam’dan rahatsız olan İslam’a hakaret eden yok ya da her geçen gün azalıyor… Düşmanlık aslında rahatsızlık duyulan bir kavram olsa da düşmanlarınız azalıyor hatta düşmanlarınız artık size düşmanlık yapmaktan vazgeçiyorsa durup düşünmek lazım…

Bir düşman neden düşmanlıktan vazgeçer ya da düşman olduklarıyla dost olmaya çalışır? Bunun öncelikli cevabı sizin inancınız artık onlar için rahatsız edici olmaktan çıktığı içindir.

İslam’dan rahatsız olmayanlar neden Şeriat kelimesinden ciddi şekilde rahatsız olmaktadırlar? İslam’dan rahatsız olanlar genellikle İslam’ın dışındaki beşeri dinlerden olanlar ya da Musa (as) ve İsa (as) konusunda ifrat ve tefrit yaparak fanatiklik yapanlardır.

Şeriat kelimesinden korkanlar

Şeriat kelimesinden korkanlar ise bizzat dilleri ile Müslüman olanlardır. Ülkemizde bir saha çalışması yapılsa ve şu iki sorunun cevabı aransa…

  1. İslam’dan rahatsızlık duyuyor musunuz? Ülkemizde İslam’dan rahatsız olanların toplumda karşılığı nedir?
  2. Şeriat’tan rahatsızlık duyuyor musunuz? Ülkemizde Şeriat’ tan rahatsız olanların toplumda karşılığı nedir?

Bu soruların ilkine “Hayır, asla rahatsız değilim, İslam’dan rahatsız olanların toplumda bir karşılığı olduğuna asla inanmıyorum” cevabı verilirken…

Diğer soruya ise “Evet, kesinlikle rahatsızım, Şeriat’tan rahatsız olanların toplumda çok ciddi bir karşılığı olduğuna kesinlikle inanıyorum” cevabı alınma ihtimali kuvvetle muhtemeldir.

İlk önce Şeriat’ten rahatsız olduğunu ifade edecek olan Diyanet İşleri Başkanı olacaktır ki bu rahatsızlık kişisel bir tercih değil kurumsal bir maslahattır. Diyanet İşleri Başkanı “İslam’dan rahatsızım” diyemeyeceği kadar “Şeriat’ten rahatsızım “ demek zorundadır.

Şeriat oysa önemli değil öncelikli bir tercih olmalıdır.

Şeriat oysa önemli değil öncelikli bir tercih olmalıdır. Şeriatı sevmek ve istemek kişisel bir tercih değildir? Kim için elbette İslam’ı din Muhammed’i (sav) rasul kabul edenler için keskin bir bıçak sırtıdır.

İslam için çalışacaksınız ama Şeriat isteyenlerden uzak duracaksınız… Sayfalarınızı ve ekranlarınızı ve dahi mikrofonlarınızı İslam için harcayacaksınız lakin Şeriat kelimesini bile bırakın kullanmayı kullanalar ile tüm iletişim kanallarını tıkayacaksınız…

Hiç düşündünüz mü? İslam diyenler, İslam anlatanlar ödüllendirilirken; yıldızları parlatılırken neden “Şeriat” diyenler için “Sosyal Lekeleme” yapılır… İslam diyenler… Hoşgörü, kardeşlik, aşk ve aşkın aşkı…

Şeriat ki bir Müslüman’ın inancına uygun amel etmesi; inancına uygun hizmet talep etmesi aslında uluslararası hukuk ile koruma altına alınmıştır.

Hiç düşündünüz mü neden?

Şeriat isteyenler bir bakıyorsunuz “Sapık” oluyor… Bir bakıyorsunuz “Hırsız” oluyor… Bir bakıyorsunuz “Terörist” oluyor… Hiç düşündünüz mü neden?

Bir yerde bir Sosyal Lekeleme varsa aslında zihinsel bir çaresizlik söz konusudur… Sosyal Lekeleme yapmanın en öncelikli sebebi muhatap olmaktan kurtulmaktır. Muhatap aldığınızda iletişime geçeceksiniz ve iletişimi kendi lehinize sürdürebilmek ve üstün çıkabilmek için ciddi argümanlarınız olmak zorundadır. Sosyal Lekeleme yapılarak hem savunma yapmaktan hem de insanların Şeriat talebinde bulunanların savunulmasının önü kesiliyor.

Aslında Şeriat isteyenlere karşı malum çevrelerin Sosyal Lekeme yapmaları onların misyonu ve vizyonu bundan rahatsızlık duymamak gerek… Muhammed’e (sav) indirilen şeriat üzere bir hayatın yaşanması sınırların sünnet ile belirlenmesi ve bu taleplerin dile getirilmesi karşısında her mecrada solo ve ya koro halinde “Sapık” “Terörist” denilmesi bizi rahatsız etmemelidir…

Biz neden rahatsızız… Muhammed’e (sav) sürpriz yaparak doğum günü kutlayanlardan… Ayasofya edebiyatı yapıp sonra konfor alanlarına bir müdahale olarak algılananlara karşı Ayasofya Başimamı’nın dile getirdiği hikmetten rahatsız olanlardan rahatsızız…

Toplumsal bir sorunumuz her geçen gün risk düzeyi artarak bir çığ gibi üzerimize doğru geliyor… Türkiye’nin en büyük sorunu inancına yabancılaşmış ve inancının hakikatlerine karşı ötekileşmiş bir demografik gerçeklik var! İster kabul edilsin istese kabul edilmesin…

Bu cesaret nereden kaynaklanıyor?

Şayet malum çevreler Şeriat’e ve Şeriat üzere yaşamak isteyenlere savaş açmışlarsa ve en galiz ifadeleri kullanıyorlarsa aslında bu malum çevrenin gücü değildir. Bu cesaret nereden kaynaklanıyor?

Konfor alanlarını kaybetmek istemeyen bizim mahallenin Abdestli Konforperestler’in konfor bağımlısı olmalarından kaynaklanıyor. İnanmadıkları ya da rahatsız oldukları için değil konfor alanlarını kaybetme korkusu ile malum çevrelerin garantörlüğünü üstleniyorlar…

Şeriat’ten rahatsızlar mı? Evet… Şeriat’ in hakikatlerinden değil; dile getirilmesinden rahatsızlar… O kadar rahatsızlar ki sümme haşa Muhammed’den (sav) daha fazla kadına değer verirler…

Muhammed’i (sav) severler ama Muhammed’in (sav) şu hadisine karşı üç maymunu oynarlar

Abdullah bin Ömer’in naklettiğine göre bir kadın Resulullah’a (aleyhissalatu vesselam) gelerek: “Ey Allah’ın Resûlü! Kocanın karısı üzerindeki hakkı nedir?” diye sorunca Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) şöyle cevap vermiştir: Kadının, kocasından izin almadan evinden çıkmamasıdır. Kadın, “peki çıkarsa ne olur?” demiştir. Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) de: Allah, rahmet ve gazap melekleri, bu kadına tevbe edinceye veya evine dönünceye kadar lanet eder.” diye cevap vermiştir. Kadın tekrar: “Kocası zalim olan kadın için de durum aynı mıdır” diye sorunca Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) de: “Kocası zâlim bile olsa” buyurmuştur. (Ebû Dâvud, İbn Mâce, Dârimî)

Ey Abdestli Konforperestler İslam’dan müşrikler de rahatsız değildi… İslam’dan kâfirler de rahatsız değildi… Onlar Muhammed’in uyun dediği şeriattan rahatsızlardı… Zinhar bunu unutmayın…

İster emir sahibi olun ister memur ister fakir olun ister zengin; ister malum ve meşhur olun isterseniz meçhul ve garip isterseniz de politikacı ya da üst düzey bürokrat ikrar edin ve tasdik edin ki …

“Ben Muhammed’in (sav) Şeriatı üzere yaşamak istiyorum, ben o şeriatı seviyorum ve o şeriat üzere beşeri ve toplumsal hayatımı yaşamak istiyorum”  deyin…

Ha gayret… Vira Bismillah…

Muhammed’in Şeriatını sevenlere ve o Şeriat üzere yaşamak isteyenlere selam olsun…

Ercan Harmancı

Eğitimci – Sosyolog

yazar@ercanharmanci.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu