GüncelGündem
Trend

MEB Ne Buyurur (!)

MEB Açıklasın Sapık Var mı?

Selamı kelama bağlarken “MEB Ne Buyurur” diye bir başlık ile başlamak istedim… Buyurur mu buyurmaz mı? Yoksa kardeşim sen kim oluyorsun da sana cevap verelim der mi demez mi? Yoksa hemen bir istihbarat ve tahkikat yaptırıp “Kim bu Ercan Harmancı” der mi demez mi bilmiyorum. Böyle bir ihtimal karşısında harcanacak emek ve iş gücü israfının önüne geçmek için ben hemen bilgi vereyim.

Kim bu Ercan Harmancı

Ercan Harmancı Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde 1998 yılından bu yana kadar çalışan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ama öncelikle şunu belirteyim Allah’ın kulu ve Muhammed’in (sav) ümmetinden olmaya çalışan biri…

Muhreç bir öğretmen… Muhreç dedimse ne terör ile ne de yüz kızartıcı bir suç işlediği için yirmi yıllık mesleğinden men edilmedi. İnancının hakikatini bir sosyolog eğitimci olarak dile getirdi ve milyonlar rahatsız oldu. Gerçi bakanlıkların ya da bürokratların rahatsız olması için milyonların rahatsız olmasına gerek yok… Onlar ister ki Odatv ya da Birgün gazetesi yapacakları haberler ile konforlarını bozup rahatlarını kaçırmasınlar kâfi…

Ercan Harmancı “Sapık” ve hatta “Küçük kız çocuklarından tahrik oluyor!” şeklinde iftiralarla ulusal ve uluslararası boyutta linç edildi. Bugünlerde köşesinden ahlak mentorluğuna soyunan Ahmet hakan genelde bir kere ana haber bülteninde bir durumu haber yaptı mı ikincisine gerek kalmazdı. “O iş tamam!” der ve tatile çıkardı. Ama Ercan Harmancı “Sapık öğretmen” haberi bekleneni vermemişti… İkinci gün bir haber daha yaptı haber adli bir tecavüz vakası haberiydi. Ercan Harmancı ile uzaktan yakından tek ilgisi olmayan bir haber garabetiydi… Bu haberler sadece medya hukuku ve medya etiği değil medya sunum teknikleri de ihlal edilmişti. Yenen kul hakkı mı o yarın “Din Günü” yiyenleri tırmalayacak hem de öyle bir tırmalayışla ki…

İspat Etmeyen Ahmet Hakan Olsun

Ercan Harmancı hem çalıştığı Konya İl Müdürlüğü’ne hem de “Cimer” üzerinden yazılı olarak şu talepte bulundu…

“Yirmi yıllık meslek hayatımda hakkımda “Sapıklık” ve “Taciz” ile ilgili geriye dönük tek şikayet varsa  yazılı ve şifai  ben önce öğretmenlik mesleğinden sonra da devlet memurluğundan istifa etmek istiyorum”   İmza ……..  Ercan Harmancı

Tabii verilebilecek tek cevap yok… İl Müdürü bakanlığa bakanlık il müdürüne aralarında hala paslaşıp dururlar.

Evet, hangi kurumda olursa olsun iki suçu işleyen devlet kurumlarında barındırılmamalıdır. İlki “Taciz” diğeri “Hırsızlık”  bu tüm kurumlar için önemlidir ama okullar için önceliklidir.

İnsan elbette suç işleyebilir bazı suçların cezası çekildikten sonra kimse o işlediği suçtan dolayı kınanamaz ya da bir haktan mahrum edilemez.

İstisnaları var mı? Elbette… Milli Eğitim Bakanlığı’nda hangi kademede olursa olsun bir idareci; hangi branşta olursa olsun bir öğretmen ya da hangi yaşta v e cinsiyette olursa olsun bir hizmet sınıfında bir memur çalıştırılamaz!

Geçmiş meslek hayatında  “Taciz, Tecavüz” ve “Hırsızlık” suçu işlemiş hatta bu iki patolojik durumun bırakın suçunu işlemeyi, kabahatini bile işlemek bile o kişileri okullardan uzaklaştırmak için yeterli gerekçe olmalıdır.

Haftada bir basılı ve görsel medyada bu iki suçla ilgili haberler izleniyor ya da okunuyor. Bu aslında aysbergin görünen kısmı oysa okullarda her gün binlerce öğrenci istisnaları elbette vardır ama sosyal bir gerçeklik olarak idarecilerin, öğretmenlerin ve hizmetlilerin taciz ile ilgili mobbing uygulamalarından konuşuyorlar.

İdareciler ne yapıyor rahatları kaçmasın diye sürekli sumen altı ediyorlar. Bunlar hakkında inceleme başlatılıp sonunda şikâyetlerin haklılığı ortaya çıksa bile belki bir disiplin cezası verilerek bir başka okula görev yeri değiştiriliyor.

Hatta öyle kara mizah ve ağlanılacak halimiz var ki… Sapıklar bu durumu mahkemelere taşıyor ve istisnaların dışında genelde görevlerine geri dönüyorlar… Gerekçe “Beklediğimiz ya da korktuğumuz kadar ileriye gidilmemiştir”  sonrasında kimse sapıklarla uğraşmak istemiyor… Bu görev öncelikle bakanlığın…

Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü okullarda çalışan tüm personel hakkında bir araştırma yapmalıdır. Kendi bakanlığında Teftiş Kurulu Başkanlığı’ndan ve bakanlıklar arası olarak da Adalet Bakanlığı’nın ilgili birimlerinden çalışanlar hakkında iki suç “Taciz, Tecavüz” ve “Hırsızlık” ile ilgili hakkında yapılmış bir işlem var mı araştırmalıdır!

Milli Eğitim Bakanlığı buna öncülük ederek diğer bakanlıklarda bu şekilde kamuoyunu bilgilendirmeleri bakanlıkların üzerinde ağır bir vebaldir. Temennimiz o ki hem kendi bakanlıklarının namusu hem de toplumun maslahatı gözetilerek bu bilgilendirmeler yapılır.

Milli Eğitim Bakanlığı kurumlarında çalışan memurlar arasında bu iki suç ve kabahat ile ilgili disiplin ve idari ceza alanları ve de mahkemelerce aleyhinde karar verilen memurları kamuoyu ile istatistikî veri olarak ve ilgili makamlarla da fail ve fiil bilgileri paylaşarak bu ilerleyen zamanda telafisi mümkün olmayan soruna çözüm bulmalıdır.

MEB’te Sapık Varsa İfşa Edilsin

Milli Eğitim Bakanlığı mutlaka özellikle öğretmenlerle bir etik sözleşme imzalamalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı “Taciz, Tecavüz” ve “Hırsızlık”  hatta “Terör eylemleri”  sebebiyle işlem görenler hakkında onları bakanlığın dışına çıkarmada zorlanır bunun için yeterli alt yapı yoksa… O zaman Milli Eğitim Bakanlığı “Veli Bilgilendirme Sistemi” üzerinden işin bürokrat ve teknokratlarının belirleyeceği renk kodları ile  “Taciz, Tecavüz” ve “Hırsızlık” suçlarından hakkında işlem yapılanlar ifşa edilmelidir.

Bu kişilik haklarını ihlal değildir. Nasıl ticari ilişkilerde tarafların bir birlerinin ticari faaliyetleri hakkında bilgi edinebiliyorsa velilerde öğrencilerini öğretim ve eğitim için teslim edeceği kişiler hakkında bilgi edine bilmeli ve tercihte bulunabilmelidir.

Bu birçok Avrupa ülkesinde öğretmenler hakkındaki bu tür bilgiler öğrenci velilerinin talebi üzerine velilerle paylaşılmaktadır. Yine birçok Avrupa ülkesinde okullarda öğrenci ve öğretmenler arasında belirlenen mahrem, özel ve sosyal alan belirlemesi yapılmalıdır. Bu insanlara güvenmemek onları zan altında bırakmak için değil sosyal devlet olmanın ilkelerinden birdir. Bu malum kitlenin “Bu laikliğe ve çağdaşlığa aykırı” tepkisi ise ne rasyoneldir ne de hukukidir.

Ercan Harmancı

Eğitimci – Sosyolog

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu