Evrak-ı Kadimesi Olmayan Bürokratların İç ve Dış Güvenlik Tehlikesi

Evrak-ı Kadime Nedir?

Evrak-Kadime kelime anlamıyla eski evraklar olarak tanımlansa da etimolojik anlamından daha derin bir boyutu vardır. Evrak-ı Kadime salahiyet ve ehliyetin nişanesidir. Sadece gümüz Türkiye’si için değil 12  asırlık devlet yönetiminde önemli değil öncelikli iki kavram vardır. İlki ehliyet kavramı diğeri ise salahiyet kavramıdır. Ehliyeti yani donanımı olan kişilere sadece o donanıma sahip olduğu için salahiyet yani yetki hakkı tanınmaz.

Önceleri şifahi olarak sonra matbu olarak şimdi ile elektronik veri olarak sadece toplum değil mülkiye tedrisinden geçmiş kişilerin bile kuvvetle muhtemel zihin şemalarında olmayan bir kavram var Evrak-ı Kadime kavramıdır.

Evrak-ı Kadime bir gölge gibi sahibini bürokratı takip eder. Evrak-ı Kadime’si olmayanın bırakın bürokratlığını memurluğu yok hükmündedir. Günümüzde de her memur için bir özlük dosyası düzenlenir ve belli mevzuata göre bu dosya saklanır. Memur hakkında yapılan idari ve adli işlemlerin bir nüshası lehine ya da aleyhine olanlar hatta kullandığı iziznler nasıl kullanıldığına hatta aile üyelerine varıncaya nesebine kadar saklanır ve arşivlenir.

Evrak-ı Kadimesi Tehlikesi

Özlük dosyası her memur için düzenlen ve istenilen bir arşivleme olsa da Evrak-ı Kadime her memur için düzenlenmez istenmez ve takip edilip sorgulanmaz. Özlük dosyalarının arşivlenmesinde maslahat kişisel ya da kurumsal iken Evrak-ı Kadime ise iç ve dış güvenlik tehdidine karşı alınan öncelikli bir tedbirdir.

Özlük dosyaları yine bir memur tarafından tutulur denetlenir ya da arşivlenir bunun için özel şartlar aranmaz ama Evrak-ı Kadime için ise çok boyutlu ve çok katmanlı bir mahremiyet geçerlidir.

Şeffaf Devlet Olur mu?

Her ne kadar vizyon için “Şeffaf Devlet” gibi kavramlar kullanılsa da devlet şeffaf olamaz hatta bir devletin şeffaflığı arttıkça o devlete karşı iç ve dış güvenlik tehditleri de artar. Devlet demek sır demektir. Devlet sır ile ayakta kalır…

Ercan Harmancı

Sır güç demektir, gücü göstermek bile zafiyettir. Bu sebepledir ki en ihtişamlı padişahlar ve imparatorlar bile tebdili kıyafet ile toplumun arasında dolaşmıştır. Bugün medyanın şehveti ile devlet adamlığının ağırlığı zedelenmiştir.Belediye Başkanı olarak malum olan ve temsiliyet yetkisi olmayan belediye başkanları çalışmalarını toplumla paylaşması esas iken devleti temsil eden yöneticiler çalışmalarını afişe etmez bu mülkiye teamülüne ve köklü devlet geleneğimize aykırıdır…Kısacası temsil yetkisi olanların PR çalışması yapmaları bir bidattır.

Güçlü devletler toplumu sır olarak denetler ve toplum sırdan korktuğu için toplumsal düzeni bozacak ahlak ve hukuk dışı eylemlerde bulunmaktan çekinirler. Liberalizm ile toplumlara telkin edilen özgürlük ve şeffaflık devletleri korumak için değil yıkmak için telkin edilmiştir.

Elbette devletinde tüzel kimliği ile görünmesi ya da etkinliklere katılması gerçeği yadsınamaz. Lakin devlet özelikle de güçlü devletler sır ile yönetilir ve sır ile ayakta kalır harici ve dahili düşmanlara karşı…İşte bu sırrın ana arterlerinden biri de Evrak-ı Kadime gerçeğidir.

12 Asırlık Devlet Geleenği ve Evrak-ı Kadime

Elbette 12 asır içinde istisnai yaşanan durumlar olmuştur bunları bu bütünsellikte ele almak müstakil bir akademik çalışmayı gerektirir. Ben bizi bekleyen bir tehlike için erken uyarı niteliğinde bir yazı olması için 2002 yılında Ak Parti ile beklenmedik ve aşılmadık bir politik dönüm noktasından başlayıp durumu sizlerle paylaşacağım

Ülkemizde bugün tartışılan iktidar – Muhalefet sarmalına dönen görevlendirme ve yetkilendirme için gösterge olan KPSS ve Mülakat puanları ciddi ve çok boyutlu ve çok katmanlı bir kamufle stratejisidir. Bu tespitim bugün kabul edilir ya da edilmez bu kişisel bir tercih.

Memura KPSS Bürokrata Açıktan Atama

KPSS Sınavı fikri Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk tarafından memurların torpille atanmalarına bir önlem olarak Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS), 18/3/2002 tarih ve 2002/3975 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na istinaden ilk olarak 2002 yılında ÖSYM tarafından hazırlanıp, uygulanmaya konuldu.

Gözden kaçan devlet için ciddi bir güvenlik tehdidi olacak bir durum yaşandı. Memurlar sınav ve mülakat ve Güvenlik Araştırması sonunda aday memur olarak göreve başlatılırken.

2002 -2004 yılları arasında Açıktan Atama ile devletin en kritik arterlerine bürokratların ataması yapıldı. Sınav yoktu, mülakat yapılmamıştı ve güvenlik soruşturması geçirmemişlerdi. Açıktan Atama bir takdir atamasıdır. Açıktan Atama bir referans atamasıdır.Açıktan atama özellikle 2002 -2004 ve akabinde 2009 açıktan bürokrat atamaları bir biat atamalarıdır.

Evrak-ı Kadimesi Olmayanlara Bürokrasi Koruma Kanunu

Daha önce nadiren de olsa yapılan açıktan atamalar 2004 yılında 2004 Mali Yılı Bütçe Kanunu içinde formel olarak idari hatta hukuki bir meşruluk kazandı. Aynı yıl içinde ise Bürokrasiyi Koruma Kanunu olarak zihinlerde kalan kanun değişikliği yapıldı. Bu kanun değişikliği tüm bürokratları kapsasa da korunan hedef kitle açıktan atama ile ataması yapılan bürokratlar için yapılmıştır.

15 Temmuz gerçeğini doğru okumak gerek. Etkin ve yaygın bürokrasi ki referansı okyanusötesinden olanların azınlıkta kalan malum ifade ile kızağa çekilen bürokratlara karşı yaptığı bir hamleydi. Şayet koordine sorunu olmadan önce kurumlar ele geçirilip sonra askeri makamlara yönlenip bir darbe olmuş olsaydı. Bugün konjonktür çok farklı olacaktı.Türkiye Mısır’da yaşanan Bürokrasi darbesi gibi bir darbe gerçeği ile karşı karşıya kalacaktı.Şahsi kanaatim Türkiye’de Erdoağan gücü ve karizmasını kıramayan dış mihraklar 2016 15 Temmuz Darbesi’nden sonra Bürokrasi Konseyi yapılanamsı ile “Erdoağansız Bir Türkiye” stratejisi ve planlamasından vazgeçmemeişlerdir.

%80 Memur %5 Bürokrat ile FETO Mücadelesi

Erdoğan’ı hesap ettikleri şekilde ele geçirememeleri sonunda tüm tuşlara bastılar ve kaybettiler. Doğrusu asıl soru şuydu hemen hemen tüm bakanlıklarda bürokrasiyi ele geçiren Gülen Hareketi neden böyle bir strateji izledi. Şahsi görüşüm çok uluslu güçler kendilerini kamufle etmek için bu şekilde süreç yönetildi.  Gülen’de kendi referansı ile bürokrat olanlara Gülen muhibbini olan himmet veren memurlarının isim listelerini vermelerini verdirerek sınırlıda olsa Gülen mahremiyetine sahip bürokratların konuşmaması için etkisi içinde olan yargı mensupları ve Gülen Hareketi mahremiyetine sahip politikacılardan bürokratların korunması emredildi.

Bu yazdıklarımız kişisel bir çıkarımdan öte idari ve adli belgelerle sabit sosyal bir gerçektir şöyle ki : Gülen iltisaklı memurların %85’i adli bir süreçten geçirildiği halde özellikle  kritik 2002-2004 hatta 2009 yılları arasında birçoğu açıktan atama ile göreve başlayan bürokratların ise % 5’ bile adli bir sürece maruz kalmadı istisna kalanlar da hem tazminat hem de terfi alarak konumlarını korudular.

Memur Geçmişi Olmayanlar Nasıl Bürokrat Oldu?

Teslim edelim ki Gülen Hareketi’nin memurlarına yönelik etkin ve yaygın hatta iç -dış güvenlik tehdidi şüphesi ile ölçüsüz sayılabilecek nadir de olsa güçlü bir mücadele yapıldı. Hatta toplum bizzat hafiyecilik yaptı yargı da bunları güçlülerle mücadele etmektense; zayıfları cezalandırmayı tercih etti.

Bu ölçüsüzlük 2000’li yıllarda çocuğunu dershaneye kaydettirenler, hatta mevzuata uygun hafta 8 saat derse girme hakkını bu kurumlarda değerlendirilenler için suç sübuta ermiştir denilerek cezalandırılırken … Ya da maaşının %10 oranını periyodik malum bankaya yatıranlar hapis cezası ile cezalandırılırken …

Evrak-ı Kadimesi olmayanlar, açıktan atananlar, Gülen Hareketi ile organik bağı kayıtlı olan bürokratlar terfi aldı…Devletin bu duruma sessizliği bir stratejimi yoksa kurumsal bir körlük mü artık bunun 10 yıl geçtikten sonra ayyuka çıkmaması hesap vermesi gerekenleri güçlendirirken toplumsal vicdanı da derinden yaralamaktadır.

Gülen Hareketi ve Evrak-ı Kadime Sorunu

Trajikomik olan şudur ki ; formel şartlara göre sınava girmiş kazanmış kişilere yönelik güçlü derinden bir şüphe duyulurken; bürokrat olduğu günden bir gün öncesine kadar bırakın Evrak-ı Kadimesi ’nin olmamasını ilk kez aday memur olarak bile değil hatta sorgulanamayacak şekilde devletin ana arterleri için yetki sahibi yapılıyor daha doğrusu yapıldı.

Özellikle 2002-2004 yılları arasında bir gün bile devlet memurluğu geçmişi olmayanların ilgili ve yetkili makamlarca araştırılması yapılmalıdır. Bugün hangi bakanlıkta hangi makamda olursa olsun ilk aşama da Genel Müdür yetki ve selahiyetli verilenlerin Gülen’e destek verdiği için görevden alınmaya ve adli olarak cezalandırılmaya gerekçe gösterilen durumlar bürokratlar içinde ivedilikle işleme konulmalıdır.

Bu sadece toplumsal vicdanı yaralayan bir durum değil dip ve çok katmanlı iç ve dış güvenlik tehdididir. Açıktan atama için hatırı sayılır lehte bir Evrak-ı Kadimesi yoksa bu atama bir biat atamasıdır. Bu biat bir politik partinin maslahatına uygun çalışmak olabileceği gibi Gülen Hareketi’nin maslahatına uygun çalışmak için verilmiş bir söz de olabilir…

Gülen Hareketi ile iltisaklı formel ya da informel ister finansal ister eğitimsel ister etkinlik boyutunda olan kim varsa nasıl memurlar cezalandırıldı ise bürokratlarda cezalandırılmalıdır. Adaletin en olmazsa olmaz ilkesi kişiye göre olmaması ilkesidir…

Gülen Hareketi ve Silinemeyen Dijital Ayakizleri

Gülen Dershanesi’nin İftar yemeğine katılan memur   cezalandırılıyorsa o yemeğe katın il müdürü de cezalandırılmalıdır. Evet insanlar paylaşımlarını gerçek ve tüzel medyalarından silseler de dijital ayak izleri halen o gün gibi diri ve canlı …

Bir sosyal gerçek var hiçbir lider ne sonuna kadar kalıcıdır ne de ölümsüzdür. Bu durum Erdoğan’ın da defaatle ikrar ve telkin ettiği bir gerçektir. Elbette bunun için hazırlıklar yapılıyordur ama unutulmamalıdır ki bürokrasiyi elinde tutanlar liderleri devirir… Bunu hem geçmişte hemde yakın gelecekte birçok ülkede rejim ve iktidar değişikliklerine gördük.Çokuluslu organizasyonlar Erdoğan’sız Bir Dönem planlamaları yaptılar, yapıyorlar… Beş ya da on yıllık strateji planları.Dip ve çok katmanlı kirli planlar karşılaşılan her engelden sonra güncelelnip yeniden kurgulanıyor hem de çokuluslu organizasyonların kooordinesinde…

Evrak-ı Kadime Asıldır…

Bir Toplumbilimci ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı olarak 15 yıllık OSINT analizlerim sonunda bu yazıyı yazmak bir zorunluluk olmuştur. Bu toplumun maslahatını gözeterek bir vatandaş olarak erken uyarın sayılabilecek tespitlerim…

  1. Öncelikle Bürokrat yetiştirecek meslek lisesi seviyesinde her ilde okulların ihdası yapılmalıdır.5. sınıftan itibaren iyi ve kötü yönetici edebi metinleri ile ilgi duyacakların zihin şemaları inşa edilmelidir.
  2. Cumhurbaşkanlığına bağlı her ilde bir tane olacak şekilde YÖK’ten bağımsız lisans seviyesinde akademik donanım kazandırılmalıdır
  3. İvedilikle Evrak-ı Kadimesi olmadan bürokrat yapılanlar tespit edilmelidir
  4. Halen bürokrat olan illerde vali , ilçelerde kaymakam ve kuramlarda Genel Müdür düzeyinde muvazzaf bürokratlara geriye dönük Gülen Hareketi ile iltisakının olup olmadığı tespit edilmelidir.
  5. İvedilikle bürokratları hesap vermeye karşı korumak için düzenlenen kanun ve mevzuat değiştirilip güncellenmelidir.
  6. 15 Temmuz’da itirafçı olan ve liste veren tüm bürokratlara somut olarak bu liste bilgilerine nasıl ulaştıkları sorulmalıdır.
  7. HKH ile açığa alınan isimler ile geriye dönük tüm bakanlıklarda bu isimlere özel görevlendirme yapılan tüm bürokratlar soruşturma geçirmelidir.

Belki daha fazlası vardır … Belki devlet aklı toplumun maslahatına uygun şekilde bu önlemleri daha önce belirlemiştir…Krtik tek cümle “Geç Kalınırsa” cümlesidir.

Geç kalmadan … Evrak-ı Kadime gerçeği görülmelidir…

Ercan Harmancı

Toplumbilimci – Uluslararası İlişkiler Uzmanı

yazar@ercanharmanci.com

Loading

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir