Gerçek ve tüzel kişiliğe sahip birçok kişi ve kuruluş bugün öğretmenler günümü kutlamak için görsel ve metin içerikli mesajlar paylaştılar. Ki mi mesajlar bir algoritma ürünü olarak ne zihinden ne gönülden gönderilen paket mesajlardı. Kıymeti harbiyesi olmayan…Kimi mesajlar halen öğretmen olarak çalıştığımı düşünen ve sehven atılan mesajlardı. Kimi mesajlar ise göz yaşartıcı etkiye sahipti ve kahır ekserisi de dersine girdiğim ve girmediğim öğrencilerden gelen mesajlardı.
Mezun olduğumum okula dört sene sonra mezun olduktan dört ay sonra kadrolu olarak atanınca doğrusu öğretmen olmanın zorluğunu çekmedim… Kimileri “Hamili kart yakınımdır” diye düşüne dursun illa takdiri ilahi…
1998 yılında atandım ve on yıl sadece zil çalınca derse giren tekrar çalınca çıkan bir memur olarak öğretmenlik hakkında zinhar farklı bir duygum yoktu…
Kuran kursuna gitmedim çünkü gideceğim kuran kursu yokuştu çıkamıyordum…İmam Hatip için babam tarafından teklifler yapıldı ama bana cazip gelmedi… Kısacası imam hatip geçmişim yoktu…
Durup dururken kararlar veren ve hatta bundan gizil bir haz alan bir tarafım var… Sanırsam bahar 2008 karar verdim sadece imam hatip okullarında görev yapacaktım…
Tevafuk Anadolu İmam Hatip Liseleri’nde görev yapmak için önce yazılı sonra mülakat sınavları ve şükür yazılıdan yeterli ve mülakattan da tam 100 puan alarak Türkiye’de rüştünü ispat etmiş imam hatip okullarından olan Mahmut Sami Ramazanoğlu İmam Hatip lisesinde göreve başladım…
Farklılık olsun ya da kurumsal bir isyan için değil ama günde 300 sayfa okuyan, ders kitabı kullanmayan ama müfredatta öğretilmesi gerekenleri öğretirken yalnızca akademik başarı eksenli bir ders anlatan öğretmen olmadım…
Öğrencilerle iletişimime gıpta etmesi gerekenleri bir kıskançlık sardı…Merhume Alev Alatlı’nın şu sözüne “Her yasal olan helal değildir” dediği gibi ben de “Her cezası olan eylem yapılmayacak değil hatta yapılması gereken eylemler olabilir” diyerek … Görev yaptığım tüm okul idarelerine “Yaptığım dünyada suç olabilir ve meşru bir cezası da olabilir lakin din günü bir mazeretim olması için bazı suçları işlemeli ve cezası ne ise kabulümdür” demişimdir.
İlk sakal bıraktığım ama dört parmak uzatamasam da yıl 20210 yılıydı… Tuhaf bakışlarla bakan idareci arkadaşa “Hocam bana kes deme cezası neyse başım gözüm üstüne” demiştim…
Meslek hayatımda bir dakika süren hiçbir saygı duruşuna iştirak etmedim…10 Kasım’da yas tutmam için bir hukuki mevzuat yok olsa da tutmazdım…
Ülkemizde sanırsam okul bahçesinde “Ümmet Bahçesi” etkinliği olan tek okul bahçesi ve Cennet Yolcuları Okuma Meclisi hasenatlarına mihmandarlık yaptım…
Ülkemizde hiçbir okul öğrencileri bir sene ulusal bir gazetenin tam sayfa kültür-sanat sayfasını hazırlamamışlardır. Bu nadide ve nadir duyguyu yaşattım öğrencilerime …
2012-2017 yılları arasında öğretmenler odasını kendime yasakladım neden öğrencilerim beni bekliyorlardı. Ve en iyi iletişi mekânı okul bahçesidir.
Öğretmenlik mesleğim boyunca öğrencilerim onlara verilen değerden dolayı sınıfta ayak ayak üstüne atmazlar sehven atanlar ise en yakın sıra arkadaşı tarafından uyarılırdı…
1998 -2017 ve 2019-2021 yılları arasında toplamda 21 yıl hiçbir öğrenciden ve öğrencilerin velilerinden herhangi bir konuda yazılı ve şifahi tek şikâyet almadan öğrencilerime rol model olmaya çalıştım…
Öğrencilere okumayı tavsiye etmedim her gün şaka gibi gelse de birer kitap bitirerek onlara örnek oldum.
2017 yılında Okul Aile Birliği Başkanı olarak 600’e yakın velinin hassasiyetini ve imam hatip ortaokullarının misyon ve vizyonunu göz önünde bulundurarak sosyal medya hesabım üzerinden yaptığım paylaşım gerekçeli hukuku , vicdanı hatta aklı zor duruma düşürecek şekilde ulusal boyutta “Öğrencisinden tahrik olan sapık öğretmen olarak linç edilip itibar suikastı yapıldı. Kasti yapılan bu itibar suikastının perde arkası ise Ercan Harmancı’yı susturmaktı. Çünkü argümanları karşısında argüman ortaya konulamıyordu…
Özellikle bu paylaşımımdan Milli Bakanlığı rahatsız olmuştu… Fatih Projesi olarak bilinen akıllı tahtalarla malum projenin perde arkasını deşifre etmiştim. Şöyle ki projede Faith bilinçaltı mesajla fatih olarak ifade edilmişti. Oysa cevaplanması gereken ilk soru bir çağ açıp bir çağ kapatan bir kahraman imparatorun ismi küçük harflerle ve de Dinlerarası diyalogun fontu ile kullanılmıştı?
Aşağıdaki görsele dikkatle bakarsanız bu kod ve motiflerin Merhum Fatih Sultan Han ile nasıl bir bağlantısı kurulabilir…
İşte bu sebeple Ercan harmancı kurumsal tehdit oluşturduğu için koordineli şekilde malum ve politikacı hatta sanatçı kişilerle bir linç başlatıldı.
Bu fitil ilk defa Birgün Gazetesi tarafından yakıldı. Ercan Harmancı hangi gerekçeler ile hedef alınacaktı? İlki Ercan Harmancı açık ve net “Atatürk’ü sevmeme hakkımı kullanıyorum” beyanında bulunmuş. Bu güçlü bir nefret tetikleyici olmasına rağmen…Bu durumun argümanlarını ulusal ve ulusal hukuk mevzuatına uygun “Kimse kimseyi sevmeye zorlanamaz, sevmediği için kınanamaz ve cezalandırılamaz. Kaldı ki M. Kemal kendisini sevmeyen kişilerin cezalandırılması için bir vasiyet bırakmamış hayatta iken de böyle bir bilgi tarih kitaplarında kayıtlı değildir…
![]()