Gündem

Erdoğan İlk Kez Seçime Giriyor

Ülkemizde görsel ve basılı medyanın gündemi “Erken Seçim” olsa da sınırların ötesinde kapalı kapıların ardında da “ Erdoğan İlk Kez Seçime Giriyor ” konuşuluyor. Bir farkla erken seçim değil 2023 yılında yapılacak seçim üzerine beyin bir fırtınaları estiriliyor. Erdoğan 3. Dönem için hazırlansa da konuştukları gündem Erdoğan İlk Kez Seçime Giriyor” başlıklı bir gündem konuşuluyor.

Erdoğan ve Seçim

Türkiye’de erken seçim ihtimalinin olma olasılığını çok düşük olarak kabul ediyorlar. Muhtemel bir erken seçim yaşanırsa bu erken seçim muhalefet istediği için değil Erdoğan istediği için olabileceği konusunda hem fikirler.

Şimdi Erdoğan 1994 yılından bu yana defalarca seçime girdiği ve her girdiği seçimi açık ara kazandığı halde kapalı kapılar ardında neden Erdoğan’ın ilk seçimi deniliyor buna bir açıklama getirelim…

Erdoğan ilk seçimi insanların mantık merkezli bir tutum değişimi sebebi ile kazanmadı. İnsanlar yıllarca yaşadıkları sorunu aynı kişiye vermek istemedikleri için Erdoğan kazandı. Kısacası duygusaldı…

Gidin ve her evin kapısını çalın …

Hatta Erdoğan 2023 yılında yapılacak seçime kadar hiçbir şekilde mantık eksenli neden- sonuç ilişkisi içinde bir seçimi yaşamadı hatta tercih etmedi.

Erdoğan seçim öncesi seçim çalışması yapacaklara “Gidin ve her evin kapısını çalın, her eve girin” diye duygu eksenli bir seçim ödevi vermiştir. Kendisi de duyguları hedef almıştır.

Seçim kazanmak için yatırımlar ön plana çıkarılmamış yapılanlar sadece hatırlatılıp daha iyisini hak ettiklerini toplum ile paylaşmıştır. Erdoğan’ın zihinlere kazınan “Balkon Konuşmaları” seçimlerin duygusal eksenli olduğunun en vurucu somut göstergesidir.

Erdoğan’dan toplumun beklentisi hizmet ya da yatırım olmamıştır. İş beklentisi olmamıştır… Uzun süre destekçileri Erdoğan’a bir politik lidere oy vermek için değil bir kahramanı destek için Erdoğan’a “Evet” demişlerdir.

Erdoğan’ın en büyük avantajı toplumda yeterli karşılık bulamamış duygusal destek alamayan bir muhalefet ve çeyrek asır ülke yönetiminden uzaklaşmış politik partiler…

Bürokratlar korkutuluyor

Neden yeni bir seçim; ilki… 15 Temmuz intikamını almak isteyen bürokratlar 15 Temmuzun akabinde seçim olduğu için tabiri caiz ise acı yeni olduğu için bu intikamı alamadılar. Bu seçim bir intikam alma seçimi olacaktır.

Küresel güçler iletişim ve bilişimin her geçen gün mahremiyetini kaybetmesi ile birlikte başka ülkelerin seçimlerine açık olarak müdahale etmeyi kullanılacak bir yol olarak görmüyorlar.

Seçimlerde halkı Erdoğan’a karşı ikna edebilecek potansiyele sahip bir politik örgütün olmaması küresellerin aklına bürokratik yapıyı getirdi. Aslında geçtiğimiz haftalarda CHP liderinin “Bürokratlar korkutuluyor” göndermesi kendilerine verilen bir ev ödevinin farkına varılmadan itiraf edilmesidir…

Erdoğan’ın önünde en büyük sorunlardan biri hizmete ve yatırıma duyarsızlaşan bir toplum ile karşı karşıya olmasıdır. Bu sebeple Erdoğan’a oy almak için bu yatırımı yapacağız bu hizmeti vereceğiz söylemlerini kullanamayacaktır.

Duyarsızlaşan toplum düşünürken ve karar verirken geçmişi ve geleceği hesap etmez. Onların kararını belirleyen içinde yaşadıkları zaman ve mekândır.

Ülkemizde son zamanlarda yaşanan zam sosyal gerçeği % 10 finans % 90 toplum mühendisliği temellidir. Özellikle bazı ürünlerde maliyet hesapları ile açıklanamayacak afaki zamlar bir domino etkisi olarak kullanılmıştır.

Örnek kimse cep telefonu 3 kat arttı alamıyoruz demezken Ayçiçek yağı 5 kat arttı alamıyoruz serzenişinde bulunuyorlar. Oysa cep telefonun girdisi döviz ile sıkı bir ilişkisi varken Ayçiçek yağının döviz ile ilişkisi belki % 10 düzeyindedir.

Ayçiçek yağı domino etkisi yapmış her ürün pazarlayan bir üründeki artışı gerekçe göstererek satış yaptıkları ürünlere zam yapmışlardır.

Bu her ne kadar finansal bir sosyal gerçek gibi servis edilse de aslında bürokratik bir gerçekliktir. Serbest Piyasa da olsa dünyada hiçbir ülke üretilen ve satılan mallar üzerinde “Piyasa serbest piyasa karışmayız” diyemez zaten demiyorlar da…

Ne acı ki ülkemizde yaşandı fiyatların artması denetlenmedi… Hiç ekonomi bilgisi olmayan bile şunu gerçeği kabul eder… Kazancın artıyorsa vergin de artar… Ürün fiyatları arttı lakin vergi yüzdesi sabit kaldı. Bu sebeple haksız bir kazanç üzerinden yoksulluk algısı yönetildi…

Devlet kimin neyi ne kadar satacağına karışmaz bu sosyal devletin bir gereğidir bunun yanında yine sosyal devletin bir gereği de ürünlerin ve hizmetlerin taban ve tavan fiyatlarını belirler…

Erdoğan kazanmasın

İkincisi “Erdoğan kazanmasın” diyerek devlet işlerini yürütenleri dizayn eden ve koordine eden bürokrasi ilk defa bir seçimde etkin rol alacaklar. Bürokrasi Krallığı Erdoğan için en tehlikeli aktör olarak kullanılacak.

Bu neden tercih edilecek toplumu tedirgin edecek kamu işleyişi ve bürokratları atayan, imza atan Erdoğan her iki durumda da toplum bürokratları değil Erdoğan’ı hedef alacak…

Erdoğan’ın zayıf yönlerinden biri de sosyal medyada kendisine verilen desteğin sürekli kontrol atında tutulmasıdır. Geçtiğimiz günlerde belki imzalayanlar masumdur burasını bilemiyoruz… Bildiğimiz küresel güçler şu ev ödevini verdiler… Bürokrasi kamu alanının denetleyen en büyük güçtür. Toplum en çok kamu alanında tutumları etkilenir… Bir hastane ya da bir okul ya da bir adliye sarayı…

Burada çalışanlar ne gerekçe ile olursa olsun Erdoğan’a destek veren bir paylaşımda bulunamaz bu sosyal medya etiğine aykırıdır ve gerekirse bu kişiler hakkında idari ve adli işlem yapılabilir…

Bu sırladıklarımız belki de  deryada damla…İşte bu sebeple Erdoğan kendisi için ilk olacak bir seçime hazırlanıyor… Küresel güçlerin çözmeye çalıştıkları Erdoğan nasıl bir strateji izleyecek? Şimdilik hem fikir oldukları Erdoğan duygu eksenli değil mantık eksenli bir strateji kullanacak…

En büyük korkuları ise 15 Temmuz’da bekledikleri ve kesin gözüyle baktıkları bürokrasi temizliğini bu seçim arifesinde yaparsa birçok hazırlıkları boşa çıkacak…

Aslında Erdoğan dünyada eşine az rastlanır bir stratejiyi tercih etti… Bürokrasiyi sil baştan dizayn etmesi gerekirken tam tersi birçoğunun ya konumunu korudu ya da konumunu yükseltti…

Karizmatik bir lider asla salt demokratik yolla yenilemez…

Birçok analistin kafasındaki cevabı aranan soru “Erdoğan tüm analistlerin beklediği bürokrasi temizliğini neden yapmadı?” sorusudur. Oysa 15 Temmuz her ne kadar Askeri bir müdahale gibi ortaya çıksa da asıl ve gözden kaçırılmaması gereken yıllarca bunlara sessiz kalan bürokrasi olmuştur… Bürokrasiden destek almayan hiçbir askeri müdahale artık günümüzde başarılı olamaz…

Karizmatik bir lider asla salt demokratik yolla yenilemez… Anket çalışmaları ve anket sonuçları bu seçimde küresel güçlerin gündeminde olmayacak…

Küresel güçleri yüceltmek için değil sadece zihinlerinde olanları ifşa etmek için yazılmıştır… Hüküm illa el-Ehad olan Rabbime aittir…

Medya iletişimci

Ercan Harmancı

yazar@ercanharmanci.com

Review Overview

0

User Rating: Be the first one !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu