Güncel
Trend

Erdoğan’ı Kimler İstemiyor!

Erdoğan'ı Kimler İstemiyor?

Evet, bir uluslararası ilişkiler öğrencisi olarak “Erdoğan’ı Kimler İstemiyor?” sorusu zihnimden ekranlara yansıdı. Şimdi bu sorunun peşinde bir sürek avına çıkmak istiyorum. Öncelikle bu sorunun zihnimde ortaya çıkma hızıyla ortaya çıkan cevabı da sizlerle paylaşacağım ve sonrasında bir argümantasyon seansına gireceğim…

Bu soru ile birlikte şu cevap ortaya çıktı… Evet, Ak Partili politikacıların ekserisi; makam hesabı yapan bürokratlar; daha fazla kazanmak isteyen iş dünyası her ne kadar Erdoğan onların kapsam alanlarına girince “Erdoğan” diyerek ritüel tadında serenatlar dizseler de… Erdoğan’dan rahatsızlar ve tekrar Cumhurbaşkanı olarak kazansın istemiyorlar!

Erdoğan – Gülen Kutuplaşması

Bunu nereden çıkardın diyorsanız ilk mesnedim suskunluklarıdır. Ki bu suskunluk yeni bir alışkanlık değil 2013 yılında “Susacaksınız” emrini okyanusötesinden aldıklarından buyana susuyorlar. Bu suskunluk 2016 15 Temmuz’da şantaj olarak tek seçenek olarak sunuldu.

2013 yılından sonra Erdoğan – Gülen kutuplaşmasından sonra Gülen ve elçileri ile diyalogu olanlar vardı da 15 Temmuz’dan sonra olmadı mı? Hiç şüpheniz olmasın…

Milletvekilleri ve üst düzey bürokratlara sağlanan koruma kalkanları sebebi ile iletişimleri deşifre edilemedi edilmeye teşebbüs de edilmedi.15 Temmuz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkına yaptığı davet toplumda tahmin edilmeyecek ve heterojen olarak karşılık bulunca birileri de kerhen olsa da “15 Temmuz Meydanı” alanlarına gelerek hem kendilerini kamufle ettiler hem de sosyal medyada oradaki selfileri şahitleri olarak paylaştılar…

Koruma Kalkanı

15 Temmuz malum politikacı ve bürokratların ve medya mensuplarının iletişim ağları deşifre edilse Türkiye’de istisnaların dışında makamlar boşalır… Bu deşifreyi ne politikacılar, ne bürokratlar ne de hukukçular istemedi. Korkuları neydi bunun ucu bana da dokunabilir korkusuydu…

Ülkemizde özellikle temel gıda maddelerinin fiyatları üzerinden bir kurgu yapıldı… Neden kurgu? Evet, enerji ya da teknoloji küresel güçlerin kur ile tuşlara basarak yaptıkları finansal müdahale sosyal bir gerçeklik… Lakin dolarla temellendirilemeyecek tüketim mallarının fiyatları ile oynandı çünkü bürokratlar sessiz kalacaktı. Ta ki toplum “Erdoğan gitsin!” diyerek meydanlara inme cesaretini gösterebilsinler.

Toplumu bilmem ama küresel güçler Ak Parti gitsin istemiyor onlar sadece Erdoğan gitsin istiyor bu sebeple hangi bakanlıkta ne tür sıkıntı yaşanırsa yaşansın hukuki olarak sorumlu olan bürokratlar değil; hukuki olarak sorumlu olmayan Erdoğan hedef gösterildi. Bu durumdan da en çok memnun olan bürokratlar oldu…

Erdoğan’ın bir sonraki seçimlerde ya olmayacağını ya da etkisinin azalacağını hesap eden politikacılar saman altından donanma yürütüyorlar.

Bir başka argüman politikacılar arasında yapılacak ilk seçime yeni ve genç bir ekiple katılmayı planladığı. Politikacılar arasında ciddi tedirginlik oluşturmuş görünüyor medyaya yansımasa da (!)

Ak Partili politikacılardan ve okyanusötesi referansla makam koltuklarına oturan bürokratlardan temel de iki şartın gerçekleşmemesi halinde kendileri ile ilgili ve hem politik hem de kariyer yaşamlarını alt üst edecek arşivlerin açılacağı şantaj ve tehdidi de hafife alınmayacak bir argüman olarak duruyor.

Gülen özel elçileri ile formel olmasa da informel ilişkisi süren kişilerden şunu iki şartı koştu. İlki ceza alanların itibari iade edilerek infazlarına son verilip makamlarına iadeleri… Bu talep memurlar için değil üst düzey bürokratlar için konulan bir şart…

Sen de mi Brutus …

İkincisi hiçbir şekilde Erdoğan’a destek verecek açıklamaların yapılmaması ve de tüm yaşanılan sıkıntıların Erdoğan’a yüklenmesi için bir suskunluk orucu tutulması ki… Bu şartın yerine getirildiği konusunda içteki ve dıştaki FETO yapılanmasında şüphe yok…

Aslında Erdoğan özel kaleminden danışmanlarına varıncaya kadar kuşatılmış durumda bu bir rüyaydı… Hatta rüyamda Erdoğan en akınlarına o tarihi ifadeyi kullanıyordu “Sen de mi Brutus  ” …

Aslında bu rüyalar ile bir agümantasyon yapılamasa da Erdoğan ve Yaveri sosyal gerçeğini de köşeli paranteze almak gerek. Bir sosyal gerçek Erdoğan’ın “Biliyorum yalnızım” ifadesi ya da sitayişi… Bunu doğru konumlandırmak ve doğru okumak gerek…

Erdoğan aslında yanlış ve terk edilmiş değil bunun somut delillerini 15 Temmuz gecesi ulusal ve uluslararası boyutta kimileri büyük bir sevinçle kimileri de kerhen olsa da Erdoğan’ın etrafında politik tercih sebebi ile açıklanamayacak kadar bir toplumsal dayanışma var.

Erdoğan “Biliyorum yalnızım” derken yanında olmasını istediklerinin hatta bir hukuk gereği beraber olmak istediklerinin ya da beklediklerinin yanında olmaması sitemidir… Yoksa politik anlamda yanlış olan terk edilmiş sırt çevrilmiş bir lider girdiği tüm seçimlerde ulusal ve uluslararası medya ve saha analistlerini şok edecek başarılara imza atamazdı.

Şimdi bu soruyu tersten soralım “Erdoğan hukuku olan insanlardan uzaklaşmak mı istiyor?” bu sorunun bende ki cevabı, hayır… O zaman…

Erdoğan 2002 yıllında seçimi kazanır bu hem ulusal hem de uluslararası mecrada bu bir ihtimaldi ve bu gerçekleşti ya da bu Erdoğan’ın bir şansı olarak değerlendirildi.2007 yılına kadar ulusal ya da uluslararası karar vericiler Erdoğan’ın kimle hareket ettiğine hiç önem vermedi. Bir başka ifade edile Erdoğan denetim ve gözetim altına alınması gerektiği ihtiyacı hissedilmedi…

2007 seçimlerini politik anlamda sıra dışı bir başarı ile tekrar kazanınca… Özellikle uluslararası karar vericiler “Ne oluyoruz, Erdoğan ne yapıyor! Bu adam durdurulmalı” denildi… Bunun için alanının uzmanı iletişimciler ve politik analistler hatta bu alanda otorite enstitülerin duayen isimlerinden tavsiye mektupları alındı…

Bir çalışma başlamış ama harekete geçilmemişti… Ne için Erdoğan’ının etrafının denetim ve gözetimi için etrafının örülmesi için… Ta ki 2009 “One Minute” Davos Çıkışı tepkisine kadar… Bu çıkış ile birlikte artık düğmeye basıldı… Türkiye için hazırlanan Amerikan çıkarları için sadık olacaklarına inandıkları Gülen Hareketi için karar kılındı. Ve Gülen kendisi gibi onlarca “Kanaat Önderi” olarak belirlenen kişilerin denetim ve gözetim altındaki Pensilvanya’ da özel sınıflandırılmış mülteci olarak ve zinhar izinsiz hiçbir şey yapmayacağı şekilde o meşhur kendisi için ayrılan 2+1 apart olan yere yerleştirildi.

Gülen Kanaat Önderleri olsa da karar alan kişi değildi. Sadece Gülen’in “Dershane” çalışması ile Türkiye’de ciddi akademik başarılara imza atmış ve kritik makamlara gelmiş kişiler üzerindeki gücü kullanılarak bir strateji belirlenecekti.

Karar vericiler karar verecek bunlar özellikle Amerika ve İsrail lobilerinin karar vericileridir. Burada alınan karalar özellikle Amerika Türk Ticaret kavramları ile oluşturulmuş örgütler tarafından Gülene iletecek toplumsal olanlar kendisinin yaptığı mutat sohbetlerle özel olanlar da özel elçiler ile devreye alınılacaktır.

2009 yılı Ak Parti ve Gülen Hareketi’nin Amerika ile ilişkilerin danışmanlık için birlikte hareket etme kararının verildiği tarihti… Amerika’dan kritik yerlerden Gülen Hareketi ile birlikte hareket edecek bir partinin Türkiye için ciddi kazanımları olacağı ifade edildi… Rumi Form ile ciddi kritik bilgiler Amerika ile paylaşıldı. Artık politik olmayan bir örgüt politik bir örgüt olan Ak Parti’nin örgütsel dizaynını yapıyordu…

İlk önce Gülen’in dershanelerinde “Hukuk yazacaksın!” kodlamasının etkisi ile Adalet Bakanlığı Gülen referanslı bürokratlar ile dizayn edildi… Ve Milli Eğitim Bakanlığı hızlı şekilde dizayn edildi… Üst yapıyı belirleyecek hukukçular ve alt yapıyı belirleyecek öğretmenler…

Ta ki 2013 yılına kadar… Erdoğan Gülen Hareketi’nden rahatsız olduğunu kendi istişare çevresinde dile getirdi ve ipler kopmaya başladı… Aslında Gülen Hareketi demek para demektir… Bu sebeple Gülen Hareketi herkese açık bir hareket değildir. Üç katmanlı bir harekettir… Himmet yiyenler ve Himmet toplayanlar ve de Himmet verenler… Zengin değilseniz asla bu harekete giremezsiniz…

Ayakkabı Kutusu Algısı Neden Yapıldı?

2013 yılında gündeme gelen “Hırsız Erdoğan” ya da “ Ayakkabı Kutusu” algısı örgütün Erdoğan’dan talep ettiği bir finansa hayır dediği için yaşanmıştır…

2013 yılından sonra Erdoğan’ın kolay yutulacak bir lokma olmadığı 2011 yılındaki kazandığı seçimle kesin bir inanç haline geldi…

Birkaç istisna dışında Milli Gençlik döneminden 1994 Belediye Başkanlığı döneme kadar birlikte olduğu beraber çalıştığı tüm kişiler uzaklaştırılacak ve Erdoğan daha düne kadar tanımadığı insanlar yaklaştıracak ve bu kişiler Erdoğan’a ulaşmak isteyenler için bir koruma kalkanı olacaktır. Ki öyle de oldu… Özel kaleminden danışmanlarına kadar çalıştığı kişilerle ile olan hukukları çokta eski sayılmaz değil çok yeni…

Bu ekibin ve hem politikacıların hem de bürokratların en büyük korkusu 2016 yılından sonra Erdoğan’ın ekibini dağıtıp yeni isimlerle yeni kanlar ile başlamasıydı…

Bunun için önce duygusal olarak “Bizde meydandaydık” paylaşımları yapıldı… Politikacıların ve bürokratların sosyal medya paylaşımı yapmayanların profillerinde bile bugün başa tutturulmuş paylaşımları “Bizde Meydanlardaydık” paylaşımıdır.

İkincisi kritik makam ve görevde olan Gülen referansı ile yerleşmiş hiçbir bürokrat hakkında soruşturma izni verilmeyecekti ki öyle de oldu… Kararnamelere imza atanlar alınmazken kararnameleri imzalanalar alındı… Loading…

Yazıyı daha fazla uzatmamak için… Şunu da öncelikli olarak ifade edelim… Erdoğan ile hukuku olan insanların uzaklaştırılması kadar bir başkan uzaklaştırılması gerekenler inancının hakikatlerini hatırlatanlar… İnancın yerini kültür ve sanat alınacak hatta inanç ifade edilirken bile inanç sanat ve kültür kod ve motifleri ile ifade edilecek…

Suskunluk Orucu

Mesela Muhammed’in (sav) sünnetinin ifadesi Çanakkale kadar önemli ve öncelikli olmayacak… Muhammed’in (sav) kadına verdiği değer anlatılacak ama kadın için çizdiği sınır anlatılmayacak… Hoşgörü anlatılacak ama cidal anlatılmayacak… Oruç anlatılacak ama tebliğ anlatılmayacak…

Sanatçılar, entelektüeller ile ve de sporcular ile Erdoğan’ın görüşmeye vakti olacak hatta bu görüşmeler kamu spotu olarak yayınlanacak… Lakin inancın hakikatleri söz konusu olunca Erdoğan program gereği yoğun olacak…

Erdoğan fırsat buldukça Kuran’dan ayetler okuyacak; hadisler hatırlatacak ama o zaman bunu kamu spotu yapacaklar ama bir Müslüman bir hadis paylaştığında bir ayet hatırlattığın da “herkes haddini bilecek!” diyen politikacılar ve bürokratlar suskunluk oruçlarını bozacak…

Kısacası… Erdoğan bir çınar ise onu ne rüzgârlar ne yangınlar yıkacak Allah’ın izni ve inayeti ile onu en yakınında olan Erdoğan’dan beslenen ağaç kurtları yıkacak…

Ne demiş hikmet sahipleri dışarıdaki kurtları temizlemek kolay asıl zor olan içeride ki kurtları temizlemek… Ve tarih şahitlik edecek ki Erdoğan’a dadanmış o kadar çok kurt düştü ki o kadar… İsimleri saymak zaman israfı olur… Uluslararası İlişkiler son sınıf öğrencisi olarak düşünen

Ercan Harmancı

yazar@ercanharmanci.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu