Demokrasi Maskesi Düştü
Giriş: Eski Reçete Tükendi, Yeni Operasyon Başladı
Dünya genelinde “demokrasi” kodu ve motifiyle pazarlanan; finans, silah, ambargo, vekâlet savaşları ve kontrollü iç karışıklıklar üzerinden yürütülen kanlı rejim ve iktidar değişikliği operasyonlarının miadı büyük ölçüde dolmuştur. Bu yaklaşım artık hem fazla görünür, hem fazla maliyetli, hem de beklenen sonucu garanti etmeyen bir modele dönüştü.
Bugün tartışılması gereken, yöntemin tamamen ortadan kalkması değil; şekil değiştirerek daha sofistike, daha katmanlı ve bürokrasi merkezli bir stratejiye evrilmesidir. Bu çerçevede, “çok boyutlu ve çok katmanlı” bir yapılanma olarak tarif edilen Global Power Deskgibi mekanizmaların, küresel ölçekte çıkarlarına uygun gördükleri ülkelerde ve toplumlarda, rejim ve iktidar değişikliğini doğrudan cephe savaşıyla değil; bürokrasi üzerinden, daha az gürültüyle ve daha yönetilebilir riskle ilerletmeye çalıştığı iddiası giderek daha fazla dillendirilmektedir. Bu operasyonların da “Bürokrasi Konseyi” adıyla koordine edildiği anlatısı, günümüz güç mücadelelerinde yeni bir kavramsal çerçeve sunar.
“Demokrasi İhracı” Modeli Neden Çöktü?
Dün dünün araçlarıyla yönetilemiyor. “Demokrasi getirme” söylemiyle örtülen müdahaleler, bir dönem meşruiyet üretmekte işlevsel görünse de bugün üç temel nedenle zayıfladı:
- Bilginin kontrol edilemez hâle gelmesi: Tek merkezden hikâye yazma dönemi bitti. Alternatif kaynaklar, sızıntılar, açık kaynak istihbarat (OSINT), sosyal medya kayıtları ve satır arası analizler, eski tip algı yönetimini deliyor.
- Finansal güven erozyonu: Değerlerin dijitalleşmesi, fonların hızla yön değiştirmesi, kripto varlıklar ve yüksek frekanslı finansal hareketler; “finansal istikrar” vaatlerinin kırılganlığını büyüttü.
- Deşifre olmuş yapıların kamuflaj sorunu: Bir model bir kez ifşa olduğunda, ikinci kez aynı şekilde uygulanması daha fazla direnç ve daha yüksek bedel getirir.
Bu yüzden kaba güç, yerini giderek “idari mühendisliğe” bırakıyor. Silahın yerini, prosedür; tankın yerini, talimat; cephelerin yerini, kurum içi hatlar alıyor.
Global Power Desk: Çok Katmanlı Bir Güç Masası mı?
“Global Power Desk” iddiası, klasik bir “tek merkezli dünya yönetimi” fikrinden ziyade, ağ biçimli bir koordinasyon varsayımına dayanır: farklı ülke ve kurumlarda etkili olabilen, resmi-gayriresmî kanalları harmanlayan, kararları tek bir liderin değil birden fazla düğümüntaşıdığı bir ağ.
Bu modelde amaç; doğrudan “rejim yıkmak” değil, ülkenin karar alma kapasitesini parçalamak, yönetişimi sürüncemede bırakmak, toplumsal enerjiyi sürekli gerilim hattında tutmak ve nihayetinde “makul” görülen bir iktidar dizilimini “kaçınılmaz seçenek” gibi sunmaktır.
Bürokrasinin Yeni Rolü: Seçilmişlerin Üstünde Bir İklim
Bürokrasi, normalde devlet sürekliliğinin omurgasıdır. Ancak bürokrasi, siyasal iradeye karşı “özerk bir güç alanı”na dönüştüğünde başka bir fonksiyon kazanır:
- Politika üretimini yavaşlatma,
- Kritik süreçleri tıkama,
- Süreçleri hukukî ve idari ayrıntılarda boğma,
- Kararları “teknik zorunluluk” diye sunarak siyasal sorumluluğu buharlaştırma.
“Bürokrasi Konseyi” olarak adlandırılan koordinasyonun iddiası, tam da burada anlam kazanır: İktidar değişimi artık sokakta değil, mevzuatta; meydanda değil, komisyonlarda; sandıkta değil, kurumsal sürtünmedeolgunlaştırılmak istenmektedir.
Heterojen Kaostan Homojen “Dip Kaos”a Geçiş
Geçmişte sık kullanılan yöntemlerden biri, heterojen grupları karşı karşıya getirerek geniş ölçekli çatışma üretmekti: etnik, mezhepsel, sınıfsal ya da ideolojik fay hatları tetiklenir; kaos büyütülür; ardından “kurtarıcı düzen” pazarlanırdı.
Bugün ise bilgi kontrolünün zorlaşması ve finansal güvenin sarsılması, bu yöntemi daha riskli hâle getirdi. Çünkü büyük patlamalar, büyük iz bırakır. İz bırakan operasyonlar da daha hızlı deşifre olur.
Bu nedenle yeni eğilim, “genel patlama” değil, sürekli sızıntı üretmek: yani dip kaos.
Dip Kaos Nedir? Patlama Değil, Süreklilik
“Dip kaos”, homojen (birbirine daha yakın) görünen toplumsal kesimler arasında bile mikro-gerilimlerin sistematik biçimde artırılmasıdır. Büyük bir iç savaş veya devrim fotoğrafı yoktur; ama toplum, gündelik hayatta sürekli şu duyguyla yaşar:
- “Her an bir şey olacak.”
- “Kimse kimseye güvenmiyor.”
- “Yarın daha kötü olabilir.”
Dip kaos; ekonomide küçük ama sık şoklar, kurumlarda bitmeyen krizler, sosyal medyada süreğen linç döngüleri, bürokraside geciktirme ve belirsizlik üretimi, sermayede hızlı yön değişiklikleriyle beslenir. Toplum yorulur, rasyonel tartışma alanı daralır, siyaset “program” değil “öfke” etrafında şekillenir.
Rejim Değişikliğinin Yeni Sahneleri: Kurumlar, Veri ve Algı
Bugünün rejim/iktidar değişikliği stratejisi iddiası, üç sahneye dayanır:
- Kurum içi çatışma: Yetki karmaşası, çakışan görev tanımları, mevzuat labirenti.
- Veri ve finans akışı: Dijital değerlerin ani dalgalanmalarla güveni aşındırması; “yarın ne olacak” korkusunun ekonomik davranışı kilitlemesi.
- Algı ve psikoloji: Sürekli gündem değişimi, moral bozan kriz enflasyonu, toplumsal enerjiyi tüketen tartışma sarmalları.
Bu yaklaşım, “tek seferlik büyük hamle” yerine “çok sayıda küçük hamle” ile ilerler. Ve en kritik sonuç şudur: Toplum, bir darbeyi fark eder; ama yönetişimin sürekli aşınmasını darbeye benzetmeyebilir.
Sonuç: Yeni Dönemin Tehlikesi Sessiz ve Katmanlıdır
“Demokrasi” etiketiyle yürütülen kanlı rejim ihracı dönemi, görünürlük ve maliyet nedeniyle zayıfladı. Fakat bu, küresel güç mücadelelerinin bittiği anlamına gelmiyor. Sadece yöntem değişti: kaba müdahaleler yerine, bürokrasi merkezli, çok katmanlı, deşifre riski düşük, uzun vadeli yıpratma stratejileri daha fazla konuşulur oldu.
“Global Power Desk” ve “Bürokrasi Konseyi” gibi kavramlar, bu yeni dönemi anlatmak için kullanılan çerçeveler olarak görülebilir: hedef, toplumları bir anda devirmek değil; toplumu ve devleti kendi içinde yönetilemez hâle getirip, sonucu “kendiliğinden değişim” gibi göstermektir.
Dip kaosun en tehlikeli tarafı da budur: Her şey olurken, hiçbir şey olmuyormuş gibi görünmesi. Bu yüzden yeni dönemde asıl soru şudur: Bir ülke, yalnız sınırlarını değil; kurumlarını, süreçlerini, karar alma hızını ve toplumsal güvenini nasıl koruyacaktır? Derin derin düşünmek gerekir…
Ercan Harmancı
OSINT Analisti
